Çörmü Köyü Derneği ANKARA

KUŞBURNU ÜRETİMİ

 

Dikensiz Kuşburnu

(Rosa Canina İnermis)

 

Avrupa, Kuzeybatı Afrika ve Batı Asya'da yetişen bir bitki.

İçi tüylüdür ve çok sayıda tohumu vardır.

Sonbaharda olgunlaşır.

C vitamini açısından dünyanın en zengin meyvesidir.

Taze olarak tüketildiği gibi kurutularak da kullanılır.

Çayı ve marmelatı yapılır.

Ülkemizin hemen her yerinde yetişir.

Yabangülü, itburnu, itgülü, gülelması, yiric gibi adlarla da bilinir.

  

Kuşburnunun Faydaları:

 

Hastalıklara karşı direnç verir.

Bedene ve gözlere güç verir.

Cinsel isteği çoğaltır.

Kan dolaşımını hızlandırır.

Kanı temizler.

Sindirimi kolaylaştırır.

İdrar söktürücüdür

Basura karşı faydalıdır.

Kabızlığı giderir.

İshali keser.

Bağırsak kurtlarını düşürür.

Kansere karşı koruyucu meyvelerdendir.

Romatizma şikâyetlerini ve ağrılarını hafifleticidir.

Şeker hastaları için faydalıdır.

Japonyada yapılan bir araştırmada tohmunundan hazırlanan özütün vücut yağ oranını düşürdüğü gözlenmiştir.

Böbreküstü bezlerine olan etkisiyle hormonların üretimini destekler.

 

Doğal olarak yetişen bitkilerden biri olarak bilinen kuşburnunun C vitamini açısından son derece zengin olduğu belirtildi. Farklı yükseklik ve yetişme bölgelerine göre kuşburnu meyvelerinin C vitamini içeriğinin, 100 gramda, 400 ile 3 bin miligram arasında değiştiğine işaret eden Karadeniz Teknik Üniversitesi(KTÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Asım Kadıoğlu, `C vitamininin yüksek olduğu bilinen bitkilerle karşılaştırıldığında, kuşburnunda bu oranın gerçekten çok yüksek olduğu anlaşılır. Örneğin 10 gram yeşil biberde 100 ile bin 200 miligram, mandalinada 30 ile 32 miligram, portakalda ise 30 ile 65 miligram arasında C vitamini vardır.`` dedi. Kuşburnu üzerinde bazı çalışmalar yaptıklarını belirten Kadıoğlu, araştırmalardan birisini `Kuşburnu meyvelerindeki C vitamininden basit bir işlemle ve fazla bozulmadan yararlanma imkanlarının araştırılması` olduğunu açıkladı. `Bu çalışmanın sonucunda, dondurulmuş meyvelerden dilimlenerek hazırlanan kuşburnunda en yüksek C vitamini geçişinin 60 derece sıcaklıkta ve 4,5 saatte yaklaşık yüzde 87, kurutulmuş meyvelerde ise en yüksek C vitamini geçişinin kaynama sıcaklığında ve 80 dakikalık sürede yüzde 85 oranında olduğunu saptadık. Böylece bu basit işlemlerde C vitamini kaybının yüzde 13 ile 15 oranında olduğunu belirledik` diyen Kadıoğlu, kuşburnu üzerinde yaptıkları bir diğer çalışmanın da düşük dozlarda kimyasal madde uygulanmasıyla kuşburnunun tohumsuz elde edilmesi olduğunu sözlerine ekledi. Trabzon, aa

 

Eklem ağrısına `kuşburnu`lu çözüm!

 

Kireçlenmenin yol açtığı eklem ağrılarından şikayetçi iseniz, çözümü bir de doğada arayın. İşte eklem ağrısı çekenlerin sızılarını azaltacak yöntem...

 

Danimarkalı bir doktorun yaptığı araştırmaya göre, her gün düzenli olarak kuşburnu kapsülü almak ağrıları azaltıyor

  

Dünya Osteoartrit Araştırma Birliği Türkiye Temsilcisi ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı`nın Kurucusu ve Başkanı Prof. Dr. Cihan Aksoy, kuşburnunun eklem ağrıları üzerindeki tedavi edici gücüne yönelik sorularımızı yanıtladı:

  

* Kuşburnu eklem ağrılarına nasıl iyi geliyor? Özellikle hangi tür eklem ağrılarında yarar sağlıyor?

  

Danimarkalı doktor Kaj Winter, kuşburnunun eklem ağrıları üzerindeki etkisi hakkında bir araştırma yaptı ve bu araştırmasını geçtiğimiz günlerde Prag`da düzenlenen Dünya Osteoartrit Araştırma Birliği Kongresi`nde bizlerle paylaştı. Kuşburnunun çekirdeğinde ve kabuğunda bulunan bir maddenin iltihabi reaksiyonu durdurduğu yolunda bulgular var. Bu, hâlâ araştırılıyor. İlk yapılan çalışmalarda, kireçlenmelerde kullanılmış. Eklem kıkırdağı yıkımını azaltıp azaltmadığını ise henüz bilmiyoruz.

  

KAPSÜL KULLANIN

  

* Bilinen başlıca yararları neler?

 

Kuşburnu tozu, eklem ağrıları olan hastalarda iyileşmeyi destekliyor. Kireçlenme belirtilerinin iyileşmesine yardımcı oluyor ve kireçlenmenin neden olduğu ağrıları azaltıyor. Günlük yaşam aktivitelerinin yerine getirilmesini sağlıyor. Kireçlenmeli hastalarda, kalça eklemlerinin iyileşmesine yardımcı oluyor.

  

* Kuşburnunu çay olarak mı, yoksa kapsül şeklinde mi tüketmek gerekiyor?

 

 Kuşburnu çay olarak tüketildiği zaman, eklem romatizmaları üzerinde etkisi kalmıyor. Isıtıldığı an etkinliği ve protein yapısı gidiyor. Kuşburnunun kabuğu ve çekirdeğinden elde edilen madde, ısı sonucunda bozuluyor. Soğuk suda ise özü çıkmıyor. Soğuk algınlığı ve grip gibi durumlarda kuşburnu çayı işe yarayabilir ama eklem ağrılarında iyileştirici etkisi olmaz. Eklem romatizmalarında steril şartlarda hazırlanmış, dondurulmuş kapsülleri öneriyoruz. Bir kapsüle üç kuşburnu sığar ve günde altı kapsül almak yeterlidir. Özellikle üçüncü haftadan sonra ciddi iyileşmeler görülüyor. Bir kür üçdört ay sürüyor, sonra bırakılıyor.

 

İLAÇ GİBİ YAN ETKİSİ YOK!

  

* Kuşburnunu alternatif tıbbın önemli silahlarından biri olarak kabul edebilir miyiz?

  

Ben alternatif tıp kavramına inanmıyorum. Tıbbın alternatifi yoktur. Hekimlere öğretilen modern tıptır. Hekimler hastalarının ruhen ve bedenen iyileşmelerini sağlar. Tıp eğitimi içinde öğrenciler, fitoterapiyi (bitkilerle tedavi) öğrenmez. Oysa bir doktor kuşburnu, avokado ya da soyanın etkilerini bilmelidir. Doktorlar bunu öğrenmiyorlar, sonra da onlara alternatif geliyor. Geçmişte eklem romatizması ile mücadelenin tek yolu ilaçlardı. Ancak bunlar bilinçsizce kullanıldıklarında, mide kanaması gibi birtakım problemlere yol açabiliyor. Hatta bazen ölüm gibi yan etkiler bile görülebiliyor. 2000`li yılların başında eklem romatizmasından ölüm oranı, meme ya da rahim kanseri kaynaklı ölümlerden çok daha fazlaydı. Bu hastalıkla mücadelede kuşburnu gerçekten çok etkili. Üstelik, kuşburnunun bilinen veya gözlenen bir yan etkisi yok. Destek tedavi ile modern yöntemlerden şaşmadan, sentetik ilaçların azaltılabileceğimi gördüm. Kuşburnu, hastaların birden fazla tedaviye girmesinin de önüne geçiyor.

  

Kayınvalidemle eşimi denek yapıp yararlarını inceliyorum

 

 

* Sizin kuşburnunun yararlarına yönelik araştırmalarınız var mı?

 

 

Devam eden bir ramotoid artrit çalışması var. Elde edilen öncül veriler, ağır romatizma ilaçlarının bırakılabileceğini gösteriyor. Ancak bu hastalar hiçbir zaman kendi kendilerine ilaçlarını bırakıp, kuşburnu kullanımına dönmemeli. Kuzey Avrupa ülkelerinde yapılan doz çalışmaları da var. Ancak Türkiye`de henüz doz konusunda bir çalışma yapılmadı. Norveç`te yapılan bir çalışma, romatizmayla mücadelede kuşburnunun ilaç gibi kullanılabileceğini gösterdi. Kuşburnu, diğer ilaçların yanında destek olarak da kullanılabilir. Genetik kireçlenmesi olan kişiler de, kuşburnu kullanabilir. Ben bir araştırma yaparken önce annem, kayınvalidem ve eşimde deniyorum. Onların söylediklerini ciddiye alırım, benim en güvendiğim deneklerim onlardır.

 

 

Etkisi kamyonlar dolusu mektupla kanıtlandı!

 

 

Prof.Dr.Cihan Aksoy, Danimarkalı meslektaşı Kaj Winter`in kuşburnunun eklem ağrıları üzerindeki etkisini genç bir çiftin başına gelenleri inceleyerek ortaya çıkardığını belirtti. İşte kuşburnunun yararlarını gözler önün seren o hikaye: `Bir adam, eşi kuşburnunu seviyor diye bütün arazisine kuşburnu ekmiş. Beklediğinden çok daha fazla ürün alınca da, bunları bozulmasınlar diye değirmenden geçirmiş ve ve dondurup saklamış. Ürünlerin bir kısmını da komşularına dağıtmış.

 

 

YEMEKLERE EKLENİYOR

 

 

Eşi, toz halindeki kuşburnunun kabuğunu ve çekirdeğini yoğurdun ve yemeklerin üzerine dökerek tüketmeye başlamış. Ardından, başkaları da bu alışkanlığı edinmiş. Sadece üç-dört ay içinde herkes kendini daha sağlıklı hissetmeye başlamış. Kuşburnu tüketenler, o kış hiç bel ya da bacak ağrısı çekmemiş.

 

 

ÖNCE İNANMADILAR

 

 

Genç adam, bu durumu Dr. Kaj Winter`e anlatmış ama ona kimse inanmamış. Adam, dört yıl daha kuşburnu ekmeye devam etmiş. Dondurup ezdiği bu ürünü, eklem ağrısı çekenlere hediye etmiş. İnsanlardan ağrıları azalırsa, kendisine mektup yazmalarını istemiş. Kamyonlar dolusu mektupla yeniden doktorların kapısını çaldığında, onları inandırmayı başarmış. Doktorlar, dört yıl boyunca günde bir çay kaşığı kuşburnu tüketenlerin, eklem ağrılarının azaldığını anlamış. Ürünün yan etkisinin olmadığı da görülmüş.`

 

 

Günaydın Kaynak:www.haberaktuel.com

 

 

Kuşburnu çayı nasıl hazırlanır?

 

Kuzey Avrupa’da uzun süredir kullanılmaktadır. Kurutulmuş, ince doğranmış meyveler kullanılmadan önce az miktardaki su içinde 12 saat ıslatılmalıdır. Çay, 1 çorba kasığı kuşburnu 3 bardak suda 30 ila 40 dakika ağır ateşte kayna­tılması ile hazırlanır. Az miktar kuru amber çiçeği katılırsa limonlu bir tat verir. " Vitamin C " miktarı çok yüksektir.

 

 

KUŞBURNU YETİŞTİRİCİLİĞİ

 

1.GİRİŞ

Yurdumuzun çeşitli yörelerinde doğal popülasyon halinde yaygın olarak bulunan kuşburnu, içerdiği mineral madde ve vitaminler yönünden gıda ve ilaç sanayinde aranan bir bitki durumundadır.

Kuşburnu meyveleri C,P (Permeabilite), A, B1, B2, E ve K vitaminleri ile mineral maddelerden özellikle P ve K elementleri bakımından oldukça zengindir. 100 gr. Kuşburnu da bir sandık portakala eş değer C vitamini vardır. Kuşburnu meyvesi limon ve domatesten 30-40 defa, elmadan ise 300 defa daha fazla vitamin içermektedir.

Kuşburnu meyveleri marmelat, reçel, meyve suyu, bitkisel çay ve bebek mamalarının yapımında; ayrıca C vitamini bakımından fakir olan diğer meyve ve sebze sularının da vitamince zenginleştirilmesinde kullanılmaktadır. Çiçek ve yaprakları da bitkisel çay olarak değerlendirilmektedir.

Halen birçok Avrupa ülkesinde ilaç hammaddesi olarak değerlendirilen kuşburnunun halk hekimliğinde böbrek ve mesane taşlarına, ishale, diş eti kanamalarına, yan ve göğüs ağrılarına karşı kullanıldığı bilinmektedir.

Kökleri oldukça derine ulaştığından ve kuraklılığa dayanıklılığı nedeni ile verimsiz alanların değerlendirilmesinde, erozyon kontrolünde, özellikle dikenli tipler ise çit bitkisi olarak kullanılmaya çok uygundur.

Ülkemizde kuşburnu bitkisine duyulan ilginin artmasına paralel olarak son yıllarda kuşburnu mamülleri üreten gıda sanayi kuruluşlarının sayısı da artmıştır. Bu konuda ilk sırayı alan Tokat ilinin merkez ve ilçelerinde 4 büyük kuruluş kuşburnu mamülleri üretimi yapmaktadır. Ne yazık ki, bu kuruluşlar yeterli hammadde bulamamanın sıkıntısını çekmektedirler. Örneğin; Tokat Merkez İlçede bulunan Dimes Gıda Sanayi 5 000 tona kadar meyve işleme kapasitesine sahip olduğu halde, 1999 yılı içerisinde ancak 550 ton meyve temin edebilmiştir. Bu rakamlar dahi hammadde konusundaki acil ihtiyacın anlaşılması için yeterince bilgi vermektedir.

Mevcut sanayi kuruluşlarının ve halkın kuşburnu meyvesine olan talebi sonucunda kuşburnu pazarları oluşmaktadır. Bu yılda (1999) Tokat ilinde kuşburnu meyvesi 1,20 – 2.00 TL/Kg üzerinden alıcı bulmuştur. Ekonomik açıdan incelendiğinde gerek satış için hazır pazar imkanları ve gerekse yüksek satış fiyatı ile kuşburnu bitkisi dar gelirli çiftçilerimizin en önemli gelir kaynağı olacaktır.

Gerek iç talebin karşılanması, gerekse ihraç imkanlarının arttırılması için bol ve kaliteli kuşburnu meyvesine duyulan ihtiyaç gün geçtikçe artmaktadır. Hali hazırda bazı illerimizde kuşburnu bitkisi tohumla üretilerek erozyon kontrolünde kullanırken, bazı illerimizde ise doğal popülasyonları, gül yetiştiriciliğinde anaç olarak kullanılmak,yakacak temin etmek, arazi açmak gibi nedenlerle tahrip edilmektedirler. Ayrıca bazı hastalık ve zararlılarda doğal kuşburnu popülasyonlarında önemli kayıplara sebep olmaktadır.

Ülkemizde doğal popülasyon halinde bulunan değişik kuşburnu tiplerinin tespiti, bunların muhafaza altına alınması, çeşitli kullanım amaçlarına uygunluk durumlarının araştırılması, uygun görülen tiplerin meyveciliğe kazandırılması ve çoğaltılması ülke ekonomisine katkılar sağlayacağı gibi, kırsal kesimde, iklim ve toprak şartlarının ekonomik bir kültür tarımına uygun olmadığı yörelerimizde ki halkımıza da yeni gelir kaynağı olanağı doğuracaktır.

 

2.KUŞBURNU’NUN EKOLOJİK İSTEKLERİ

2.1. İklim İstekleri

Kuşburnu bitkisi deniz seviyesinden itibaren, 2 500 metre yükseklikteki yerlere kadar çok uzun bir sahada yetişmektedir.

Yayılış alanından da anlaşılacağı üzere çok değişik extrem iklim şartlarına karşı çok dayanıklı bir bitkidir.

Soğuğa karşı çok mukavimdir.

Mayıs – Haziran – Temmuz aylarında çiçek açtığı için donlardan zarar görmezler. Yükseklere çıkıldıkça çiçeklenme zamanı gecikmekte ve meyve kalitesi artmaktadır.

Kök sistemleri çok derine indiğinden kuraklığa karşı mukavimdirler.

En iyi gelişmeleri nehir kenarlarında olur.

Kış soğuklanma ihtiyacı yüksek olduğundan Akdeniz sahil kesiminde pek bulunmazlar.

Özellikle vegetasyon döneminde ki yeterli yağış meyve iriliğini arttırmaktadır.

Açık arazide, güneşlenmenin yüksek ve bol olduğu yerlerde, güney marazlarda meyve rengi ve iriliği ile birlikte meyvede ki C vitamini içeriği de artmaktadır.

2.2. Toprak İsteği

Toprak konusunda seçici değildirler. Çok farklı yapılarda ki topraklarda yetişebilmektedirler.

Kumlu topraklarda çok iyi gelişir.

Besin maddelerince zengin, gevşek topraklarda en iyi gelişimi gösterirler.

3. DÖLLENME BİYOLOJİSİ ve ÇİÇEK ÖZELLİKLERİ

Kuşburnular da haploid kromozom sayısı, n = 7’dir. Türlerin büyük bir kısmı poliploittir. Türler arasında kromozom sayısı 2n = 14 ile 2n = 42 arasında değişmektedir.

Kuşburnu türlerinin büyük bir kısmı kendine verimlidir. Kendilemede meyve tutum oranları genelde % 40’ın üzerindedir. Bu oran R. canina’da % 82,2, R. rubiginosa’da % 84,9 gibi çok yüksek rakamlara ulaşır. Ancak R. pandulina türü kendine kısırdır. Serbest tozlamada meyve tutum oranı çok yüksek olduğundan bahçe tesisinde karışık türlerin bir arada olması istenmektedir.

Kuşburnu türlerinde çiçekler salkım şeklinde olup tek veya 2-15 tanesi bir arada bulunur. Çiçek rengi tür ve yetişme şartlarına göre beyaz, pembe, kırmızı ve sarıdır. Çiçeklerde 5 çanak, 5 taç yaprak ve çok sayıda erkek ve dişi organ bulunur. Çiçeklenme tür ve iklime bağlı olarak Nisan-Mayıs-Haziran aylarında olmakta ve 15-25 gün sürmektedir. Meyveleri yalancı meyve olup, receptaculum (çiçek tablası) içeri doğru çökerek ovaryumu az veya çok içeri almıştır(Hypanthium).

Meyve şekli basık yuvarlaktan uzun eliptik şekle kadar değişmekte, sarı, turuncu veya kırmızı renktedir. Meyveleri tür özelliğine ve bitkinin bulunduğu ekolojik şartlara göre Ağustos ortası Ekim başı arasında olgunlaşır.

Kuşburnu çok uzun ömürlü bir bitkidir. Halen Almanya’da bir kilisenin bahçesinde 300 yıllık olduğu sanılan kuşburnu bitkisinin bulunduğu belirtilmektedir.

4. ÇOĞALTILMASI

4.1. Tohum İle Çoğaltma

Kuşburnu tohumları yüksek oranda Absisik asit (ABA) içerdiklerinden kolay çimlenme göstermezler. Bazı kuşburnu türlerinde tohumla çoğaltmada çok az açılım ortaya çıkmakta, dolayısı ile bu türlerin çoğaltılmasında tohumla çoğaltma yöntemine baş vurulmaktadır.

Tohumlar ıslak nehir kumu içinde + 5 °C’ de 90-120 gün bekletilerek katlama işlemine tabi tutulduğunda çimlenme oranında artış gösterir.

Konsantre H2SO4 (Sülfirik Asit) ile 5 dakika aşındırma işlemine tabi tutulduğunda çimlenme oranında % 24-60 oranında artış gözlenmiştir.,

Yüksek oranda çimlenme elde edebilmek için meyveler sarımsı veya hafif kırmızıya döndüğü dönemde toplanmalıdır. Meyvelerden çıkartılarak doğrudan araziye ekim yapıldığında en uygun ekim zamanı Eylül sonu, en uygun ekim derinliği ise 2,5 cm’ dir.

Bir meyve içinde 20-40 adet tohum bulunmaktadır. Özellikle bazı türlerde ana bitkiden çok farklı özelliklere sahip tipler ortaya çıktığından tohum ile üretim istenmez. Tohum ile çoğaltılmış bitkiye fidan değil ancak çöğür denilebilir. Bu şekilde elde edilmiş kuşburnu bitkisi ile bahçe tesisi ileriye dönük pek çok problemi de beraberinde meydana getireceğinden bu tür uygulamalardan kaçınılmalıdır.

Hollanda menşeili Rosa rugosa türünde tohumla çimlenme gücü çok yüksektir. Bu şekilde elde edilmiş çöğürler özellikle park ve bahçe tanziminde kullanılmaya çok uygundur. Rosa rugosa yöremizde mevcut Rosa Canina türüne göre farklı özellikler göstermektedir.

Rosa rugosa Nisan sonunda başlayarak vegetasyon dönemi devam ettiği sürece Kasım ayı dahil çiçeklenmeye devam etmekte, her yeni sürgünün ucunda çiçeklenme ve tip özelliğine göre 1-15 adet meyve oluşturmakta, meyve içinde 30-50 adet çekirdek bulunmaktadır.

4.2. Çelikle Çoğaltma

Çelikle üretim için Sonbahar sonunda veya kış başlangıcında bir yaşlı 6-9 mm çaplı dallar kesilmelidir. 15-20 cm uzunlukta kesilen çelikler demet halinde nemli kum veya pist yosunu içinde tutulur. Bu çelikler önce nem geçirmeyen kağıda, sonra nemli gazete kağıdına, daha sonra da nem geçirmeyen kağıda sarılarak buz dolabında muhafaza edilir. Daha sonra ilk baharda köklendirmeye alınır. Aynı yıl süren dalların kısmen sertleştiği devrede alınan yumuşak odunsu çekirdeklerde uygun ortamlarda köklendirilebilir.

Kuşburnu türlerinde çelikten köklendirmede görülen zorlukların ortadan kaldırılması daha doğrusu köklenme oranının arttırılması için çeşitli hormonların köklenme üzerine etkisi kanıtlanmış ve pratiğe intikal etmiştir. Çeliklerin köklendirilmesinde oksin grubunda yer alan IBA, IAA ve NAA gibi hormonlar kullanılmıştır. çeliklerin köklendirilmesinde en iyi sonucu veren IBA (İndole-3-Butyric Acid) olmuştur. Çeliklere hormon uygulaması sonucunda köklenme oranı bakımından türler arasında olduğu gibi aynı tür içerisine giren farklı tipler arasında da önemli farklar ortaya çıkmaktadır.

Kuşburnular da dikensiz tiplerin köklenme oranları dikenlilere göre daha yüksek olmaktadır. Diğer yandan çelik üzerinde göz sayısının artması da köklenme oranını artırmaktadır.

Tokat çevresinde ki doğal floradan alınan kuşburnu çeliklerinin köklenmesi üzerinde yapılan bir araştırmada, en yüksek köklenme oranı (% 48) 2000 ppm’lik IBA uygulamasından elde edilmiştir.

4.3. Aşı ile Çoğaltma

Seleksiyon çalışmalarında bulunan tiplerin çoğaltılmasında ortaya çıkan sorunların bertaraf edilebilmesi amacıyla, 1995 yılında Tokat Meyvecilik Üretme İstasyonu Müdürlüğünde başlatılan “Çeşitli Kullanım Amaçlarına Uygun Kuşburnu Tiplerinin Çoğaltılması Projesi” kapsamında 4 yıl süren çalışmalar sonucunda çok başarılı sonuçlar elde edilmiştir.

Anaç materyali olarak gül yetiştiriciliğinde kullanılan dikensiz Rosa Multiflora anacı kullanılmıştır. Böylece dikensiz tek bir gövde üzerinde, selekte edilen tiplerden aldığımız gözlerle yaptığımız yongalı ve “ T “ göz aşıları tekniği (Ek- 1,2) ile kuşburnu fidanları elde edilmiş ve seri üretime geçilmiştir.

Proje kapsamından 4 yıl boyunca 10 Ocak- 20 Ekim tarihleri arasında belirlenen 7 periyotta yaklaşık beş bin adet aşı yapılmıştır.

10 Ocak- 20 Nisan tarihleri arasında Yongalı Göz Aşısı tekniği ile yapılan sürgün göz aşılarında en yüksek aşı tutma oranı %97,9 ile 10-20-28 Şubat tarihleri içerisine alan ikinci periyotta elde edilmiştir. 10-20 Ocak tarihlerini içine alan 1. Periyotta aşı tutma oranı %95,4 10-20-30 Mart tarihlerini içine alan 3. Periyotta aşı tutma oranı %74,5 ve 10-20 Nisan tarihlerini içine alan 4. Periyotta aşı tutma oranı % 62,9 olmuştur.

Durgun Göz Aşılarında 20 Temmuz – 10 Ekim tarihleri arasında 3 ayrı periyotta Yongalı ve “T” Göz Aşısı tekniği ile yapılan aşılarda en yüksek aşı tutma oranı % 82,0 ile 20-30 Temmuz 10–20-30 Ağustos tarihlerini içerisine alan 5. periyotta ve “T” aşı tekniği ile yapılan aşılarda olmuştur.

Durgun göz aşılarında aşı tutma oranında ikinci sırayı % 74,1 ile 10-20-30 Eylül tarihlerini içine alan 6. Periyotta ve “T” aşı tekniği ile yapılan aşılar almıştır.

İlimiz ve çevre illerden gelen yoğun taleplerin karşılanması amacıyla proje sonuçları da dikkate alınarak 2000 yılı sonbaharında çiftçimize intikal ettirilmek üzere, Tokat Meyvecilik Üretme İstasyonu Müdürlüğü’nde 16.000 adet Kuşburnu fidanı üretimine başlanmıştır.

4.4. Doku Kültürü İle Çoğaltma

Rosa türleri meristem, anter, koltuk altı, sürgün ucu, kallus ve embriyo gibi değişik doku kültürü yöntemleriyle çoğaltılabilmektedir.

Rosa türlerinde yapılan kallus kültüründe yeni meydana gelen bitkilerde sürgün özelliği bakımından varyasyon ortaya çıkmış, ancak bitkilerin kök yapıları ana bitkiye benzer bulunmuştur.

Rosa türlerinin doku kültürü ile çoğaltılmasında, büyümeyi düzenleyici maddelerin değişik etkileri vardır. Yapılan çalışmalarda oksinler gurubundan en çok NAA ile FAA, gibberellinlerden GA3, stokininlerden kinetin ile zeatin ve BA kullanılmıştır.

Çoğaltmada 2 hormon kombinasyonu kullanıldığında köklendirme daha başarılı olmaktadır. Türler ve çeşitlerin ortamdaki sitokinin ve oksine karşı farklı farklı tepkileri tesbit edilmiştir. Stokininlerce zenginleştirilmiş bir gelişme ortamında köklenme genellikle mümkün olmamaktadır. Rosa türleri köklenme için hormonsuz veya düşük konsantrasyonlu oksin ve stokinin içeren bir ortama transfer edilmelidir.

5. BAHÇE TESİSİ

Kuşburnu için çok farklı dikim mesafeleri önerilmektedir. Bunun sebebi her türün farklı gelişim, dallanma ve habitüs oluşturmasından kaynaklanmaktadır.

Tavsiye edilen dikim mesafeleri 1x 1,5 - 1,5 x 2 – 3,5 x 1,2 – 3 x 2 – 3 x 3 gibi çok geniş bir aralık göstermektedir. Bu dikim mesafeleri göz önüne alındığında dekara 111 - 667 adet fidan dikilebilmektedir.

Kışı şiddetli geçen iklim bölgelerinde fidanların ilkbaharda dikilmesi daha uygundur. Bu tarih şiddetli soğuk ve donlardan sonra, havaların yumuşamaya başladığı ilkbaharın başlangıcı sayılan günlere rastlamaktadır. Esas itibariyle fidan dikim dönemi, sonbaharda ağaçlar yapraklarını döktükten itibaren başlayarak, tomurcuklar patlayıncaya kadar devam eder. İklim elverişli ise fidanın sonbaharda dikilerek ilkbaharda vegetasyonun başladığı döneme yerine adapte olmuş vaziyette girmesi en uygun durumdur.

Fidan dikilecek çukurlar sonbaharda yağışlardan önce açılarak toprağın tavlanması ve havalanması sağlanmalıdır. Fidan dikilecek yerler 60 x 60 cm genişlik ve derinlikte açılmalıdır. Daha yüksek seviyede bitki besin elementi ihtiva eden üstten çıkan toprağın, üzerinden bir yıl geçmiş yanmış çiftlik gübresi ile karıştırılarak fidan çukurunun tabanına, alttan çıkan toprağın ise çukurun üst kısmına konulmasına dikkat edilmelidir.

Fidan dikilirken aşı yerinin ve kök boğazının toprak seviyesinden yukarıda kalmasına çok dikkat edilmeli, dikimden sonra çukurun etrafında çanak oluşturularak fidan için gerekli suyun alınmasına yardımcı olunmalıdır.

Kuşburnu fidanları dikim esnasında hereğe gerek duymazlar.

Fidanların dikiminden sonra toprak iyice sıkıştırılarak hemen can suyu verilmelidir.

6. VERİM

Birim alandan yüksek verim alınması seçilen tiplerin meyve irilikleri yanında, bol çiçek ve meyve oluşturmasına bağlıdır. R. canina’dan geliştirilen kültür çeşitlerinde meyve ağırlığının 8-10 g arasında olduğu belirtilmektedir. Yabani olarak gelişen kuşburnu meyvelerinde ağırlığın 1,31-3,12g arasında değiştiği bildirilmiştir.

Doğal olarak yetişen kuşburnu bitkilerinden bitki başına ne kadar meyve alınabileceğine dair sağlıklı bir bilgiye rastlanmıştır.

Kültüre alınmış tiplerin verimi ile ilgili araştırma sonuçları da farklılıklar göstermektedir.

Verim ile ilgili yapılan bir çalışmada dekara verim 520-1000 kg (Simenak, 1982; Kühn,1992), diğer bir çalışmada dekara 160 bitki bulunduğunda dekara verim 270-425 kg (Berger, 1992) arasında ölçülmüştür.

Çalı başına verim ile ilgili olarak yapılan bir araştırmada çalı başına verim 2-8 kg (Nitransky, 1974), diğer bir çalışmada 1.7-2.6 kg (Berger, 1992) arasında bulunmuştur.

 

7. YILLIK BAKIM İŞLEMLERİ

7.1. Toprak İşleme

Bahçe toprakları çok değişik amaçlarla işlenir. Genel olarak;

a)Bitkilerin su ve gıda maddelerine ortak olan yabani otları öldürmek,

b)Çeşitli gübrelerin toprağa karışmasını sağlamak,

c)Toprak verimliliğini artıran mikroorganizmaların faaliyetini artırmak,

d)Kök bölgesinin solunumunu, topraktaki besin maddelerinin çözünürlüğünü ve toprağın havalanmasını temin etmek,

e)Yağmur, kar sularının toprak tarafından emilimini kolaylaştırmak, kurak yerlerde ve meyilli arazilerde su kaybını en aza indirmek,

f)Toprakta kışlayan haşerileri yok etmek, şeklinde özetlenebilir.

 

Kuşburnu bahçelerinin sonbaharda toprak tavında iken iklim bölgesinin durumuna göre Ekim-Kasım ayları içerisinde var ise traktörle 15-20 cm derinlikte pullukla işlenmesi yoksa bel ile bellenerek alt üst edilmesi çok faydalıdır. Bu şekilde işlenmiş olan bahçelerde yağan yağmur ve kar suları, toprak tarafından çok iyi tutulduğundan, fidanların gelişimi ve meyve verimi artmaktadır.

Özellikle fidanın gelişme dönemlerinde sıra aralarının pullukla sürülerek, sıra üzerilerinin çapalanarak yabancı otlardan arındırılması fidanın sürgün verimini teşvik eder.

7.2. Sulama

Kuşburnu bitkisinde kök gelişimi çok iyidir. Kazık kökler çok derinlere kadar ulaştığından kuraklığa çok dayanıklıdır.

Sulama olanaklarının uygun olduğu yerlerde, özellikle fidanların ilk bir kaç yılında yağmursuz geçen vegetasyon dönemlerinde toprağın durumuna bakılarak 20-25 günde bir defa olmak üzere 4-5 defa sulama yapılması çok faydalı olacaktır.

Yağışsız geçen dönemlerde, uygun zamanlarda yapılan sulamalar bitki gelişimini ve meyve verimini olumlu yönde teşvik etmektedir.

7.3. Gübreleme

Uygun gübreleme, yeni sürgünlerin meydana gelmesini, bitki boyunu, meyve iriliğini ve ağırlığını, çalı başına verimi ve meyve eti oranını önemli ölçüde artırmaktadır.

Gübre uygulamasında hektara 40-45 kg N, 30-50 kg P205 ve 80 kg K20 veya hektara 250 kg 1,5: 1: 2,5 oranında kompoze gübre verilmektedir.

Tavsiye edilen gübre uygulaması ile çalı başına 4.66 kg olan verimin 7.58 kg’a yükseldiği tespit edilmiştir.

7.4. Budama

Kuşburnu bitkisi düzenli ve fazla budamaya ihtiyaç duymaz. Özellikle ocak şeklindeki bitkide dal seyreltme şeklinde hafif bir budama verim ve kaliteyi artırmaktadır.

R. canina'da 2 yaşlı dallarda meyve oluşumunun söz konusu olduğu unutulmamalıdır. Budama sırasında yeni sürgünleri teşvik etmek amacıyla yaşlı dallar dış kısma bakan gözlerin üzerinden uygun şekilde budanmalı, dalların birbiri üzerine gelerek güneşlenme ve hasadı zorlaştırmasına müsaade edilmemelidir.

7.5. Hasat

Kuşburnu meyvelerinin hasadında özellikle vitamin C içeriğinin en yüksek olduğu dönemler gözlenmelidir. Meyveler en yüksek C vitamini oranına fizyolojik olgunlukta ulaşmakta ve bu zaman genel olarak Eylül-Ekim aylarına denk düşmektedir. Bazı Rosa türlerinde ise fizyolojik olgunluk Temmuz-Ağustos aylarında olmaktadır. Olgunlaşma bakımından Rosa canina türü içinde de bir varyasyon mevcuttur.

R. rugosa türüne ait meyveler Ağustos sonunda toplandığında 1000 mg/100 g C vitamini içerirken, Ekim ayında toplandığında 47 mg/100 g C vitamini içermektedir.

R. tomantosa türüne ait meyveler Ağustos ayında toplandığında 950 mg/100 g, Ekim ayında toplandığında ise 279 mg/100 g C vitamini içermektedir.

Kuşburnu meyvelerinin olgunlaşması için geçen süre türlere göre değiştiği gibi aynı tür içindeki tiplerde de değişiklikler göstermektedir.

Tokat yöresinden selekte edilen 95/22 nolu tipin meyvelerinin fizyolojik olgunluğa erişmesi Ağustos ayı sonunda olurken, 95/9 nolu tipin meyveleri Eylül ayı sonunda fizyolojik olgunluğa erişmiştir.

Özellikle hasat ve işlemede kolaylık sağlamak açısından farklı olum zamanlarına sahip kuşburnu tiplerinin selekte edilerek çoğaltılması da ıslah çalışmalarında çok önemli bir yere sahiptir.

 

7.6. Zirai Mücadele

 

- Külleme

Yaprak ve tomurcuk teşekkülü ile başlayıp 5-6 günde bir 5-6 defa ilaçlanır.

1- Kükürt(Toz ve sıvı halde)uygulanır.

2- Benlate Fungucide, Nimrod Anvil, Morestan WP 25, Karathane LC

 

- Gül filiz Arısı

Budama esnasında Bitkilerde %5 zarar görüldüğünde I. İlaçlama, 15-20 gün sonra II. İlaçlama

1- Dallar kesilerek yakılır.

2- Gushation M WP 25, Agragathion 25 WP, Folidol MEC 360, Fosforin M, Karthion M, Poligor, İzgor 40 EC

 

- Gül filiz burgusu

Budama esnasında Mart sonu-Nisan ortasında %5 zarar görüldüğünde I. ilaçlama, 15 gün sonra II. İlaçlama

1- Dallar kesilerek yakılır.

2- Fosforin M, Karthion M, Poligor, Dimeton 40 EC, Lonnate 20

 

FOTOĞRAFLAR

KUŞBURNU ÜRETİMİ

Bu Yazı http://cormuder44.com Sitesinden Alınmıştır.